Test

Kuranpedia sitesinden

Fatiha'nın 1. ayeti besmele değildir. Bu yüzden ikinci ayet birincisidir. Fatiha 7 değil 6 ayettir. Kuran okunmaya/yazılmaya başlandığında besmele değil EUZÜ BESMELE getirilmelidir. İlk surenin ilk ayeti sayılan Besmele daha sonraki surelerde sayılmayarak Fatiha suresi olduğundan 1 fazla gösterilmektedir. [1]

  • Bu ayet ininceye kadar Allah ismi başka hiç bir yerde verilmemişti. İlk kez Kuran'da Allah ismi bildirildiği için Peygamberimizin babasının ismi Abdullah değildir.

[1]

  • Cinler hız farkından dolayı Kuran okunurken çok hızlı dönen bir plak örneğindeki gibi: "Elhamdulillahirabbilalemin" cümlenin kelimelerini farklı yerlerden bölünerek anlamalarına neden olur. Böylece evrensel bir hitap ile aynı anda iki farklı türe tek biçimde ve iki anlamda birden hitap ettiği gibi Peygamberin Cinlerle temasına gerek kalmadan Cinlerin okunanı dinlemesini sağlar: Elham = İLHAM Dulila = Düldül (Peygamberimizin atının ismi hızlı koşan at anlamına gelir. Tek Dül ise koşmayan yürüyen atı anlatır). Dul At anlamına geldiğinden İL ve İLA ekleri ise hem ile anlamı katarken meleklerin yaİL aİL son eklerinden olan İL=Melek anlamı verdiğinden Dülila= Atlı Melek ile anlamına gelmektedir. Hira = Hira Mağarası peygamberimizin ilk vahyi aldığı yerdir. Harap = ...dulilaHİRABbil...derken hem HİRA adreslenmişken aynı kelimeye HARABe kelimesi de kodlanarak Cinlerin Meleği Âla'yı dinlemelerinin yasaklandığını haber vermektedir. Bila = Türkçedeki –sız –siz–suz –süz ekinin görevinde Arapça sözcüklerin başına gelerek sıfat ya da belirteç yapan ilgeç. Bilakaydüşart kayıtsız şartsız demektir. "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." cümlesinin osmanlıcası "hákimiyet bilakaydüşart milletindir." şeklindedir. Bilale = Lal kelimesi Farsça olarak 'dili tutulmuş konuşamaz duruma gelmiş ve dilsiz' olarak tabir edilmektedir. Arapça kökenli olarak ise Türkçede 'Parlak kırmızı renkte olan billur hale gelmiş saydam bir alüminyum oksit bulunan değerli taş' biçiminde bilinmektedir. Yani Dilleri tutuldu lal oldular ve yandılar anlamına gelirken edatla birlikte öncekileri daha evvelden kalanları demektir. Mina = Mina (şeytan taşlama) bölgesi Emin Belde ile ilgilidir.

م۪ينَۙ "Lamelif" لا : kesinlikle durulmaması gereğini ifade eder. Eğer lamelif harfinin olduğu yerde durulursa mutlaka geriden alınması gerekir. Zira anlam bozulur denilmektedir. Burada durulmamasının gerekliliği "iyi saatte olsunlar" (cinlerle) ilgilidir. [2]

Fâtiha Suresi 1. Ayet Kelime Tablosu
Konum Arapça Form Yalın Kök Ebced Tekrar Anlam style="background-color: #ede7f6; text-align: left;" Özellikler
style="background-color: #FFD39B;" style="background-color: #e8f5e9;" | ال allu 1 Ol Belirteç|Önek|Al+
Açıklama Tanımlık tanım edatı harf-ı târif veya artikel; bir isimle birlikte kullanılan bir sözcük olup o isme nasıl değinildiğini belirtir. O sözcüğün belirli veya belirsiz bilinir veya bilinmez olduğuna ilişkin bilgi verir. Türkçede olmayan tanımlık sınıfı Hint-Avrupa dillerinin birçoğunda bulunur. PediAdmiNot: Eski Anadolu Türkçesinde Yalancı Tanımlık (Artikel): 'Ol' İşaret Sıfatı geçerli sayılabilir. Örnek cümle: Ol vakit dahi bu hâl idi. (O zaman da durum böyleydi.)
(1:1:1:2) الْحَمْدُ Hamudu Hamud Hmd 83 63 Hamd style="background-color: #ede7f6; text-align: left;" İsim|Eril|Gövde|Tür:İsim|Yalın hal
Açıklama PediAdmiNot: Hamd kelimesinin Şükür ile eşanlamlı olduğu iddia edilir. Şükür ile hamd arasında bir ilişki vardır fakat bu ilişki nedensel terslik içerir. Şükür bir iyiliğe karşılık yapılan şükran=teşekkür eylemidir. Hamd ise henüz yapılmamış bir iyilik veya farkında olmadığımız iyilikler için peşinen ödenen bir teşekküre benzer. Meleklerin Hamd ile tespih ederler ama şükür ile tespih ettikleri Kur'an'da geçmez. Meleklerin zamanı geriye doğru aktığında rızıklarındaki eksponansiyel artış sebebiyle sürekli doymakta hiç acıkmamaktadırlar. Doygunluğa karşı direnebilmek için ise sürekli hamd ile tespih ederler yani rızıklandırılmalarına karşılık peşinen teşekkür ederler. İşte bu yüzden yaratıcı düz nedensellik ilkesine karşılık gelen teşekkür dışında yeni bir kavram türeterek neden/sebeb ucundan değil Sonuç ucundan iletilen bir HAMD kavramı ortaya koymaktadır.
(1:1:2:1) لِ li 30 İçin style="background-color: #ede7f6; text-align: left;" Edat|Önek|l:P+
Açıklama style="text-align: left;" colspan="8" Türkçedeki için dolayı yüzünden tarafından anlamlarını karşılar
(1:1:2:2) لِلَّهِ lahi alllah Alh 65 2850 Allah Özel isim|Gövde|Tür:Özel isim|Tamlayan
Açıklama style="text-align: left;" colspan="8" PediAdmiNot: Allah kelimesi özel isimdir. İlah Eloh ve benzeri türevleri yoktur. Kökü Elif Lam Lam ve He ile oluşur. Arapça üç harf temeline dayanmaz çünkü Elif Zaid harf değildir. Elif harfi AL kodu ile Logical sistem için open değeri verir ve sayısal değerini 1 kılar. Böylece birinci Lam harfinin kalıp vezni kesinleşmiş olarak Mutlak 1 değerini sabitleyerek Vahid/Ehadiyet (Tek ve Tekillikli) olarak tescil etmektedir. Birinci değer 1 değerini aldığı için ikinci Lam'ın değeri SIFIR olmaktadır. Daha ayrıntılı bilgi için Allah maddesine bakınız.
(1:1:3:1) رَبِّ rabi rab rbb 202 980 Rabb İsim|Eril|Gövde|Tür:İsim|Tamlayan
Açıklama style="text-align: left;" colspan="8" PediAdmiNot: Başöğretmen anlamı için Rabb maddesine bakınız.
(1:1:4:1) ال allu 1 Ol style="background-color: #ede7f6; text-align: left;" Belirteç|Önek|Al+
Açıklama Tanımlık tanım edatı harf-ı târif veya artikel; bir isimle birlikte kullanılan bir sözcük olup o isme nasıl değinildiğini belirtir. O sözcüğün belirli veya belirsiz bilinir veya bilinmez olduğuna ilişkin bilgi verir. Türkçede olmayan tanımlık sınıfı Hint-Avrupa dillerinin birçoğunda bulunur. PediAdmiNot: Eski Anadolu Türkçesinde Yalancı Tanımlık (Artikel): 'Ol' İşaret Sıfatı geçerli sayılabilir. Örnek cümle: Ol vakit dahi bu hâl idi. (O zaman da durum böyleydi.)
(1:1:4:2) الْعَالَمِينَ 'a`lamīna 'a`lamīn 'lm 232 854 Alem İsim|Gövde|Tür:İsim|Eril çoğul|Tamlayan
Açıklama PediAdmiNot: Alem kelimesi doğası itibariyle çoğuldur. Ancak tesniye denilen EYN eki ile ikinci kez çoğul kullanılmasını alem çifti olarak SOYUT ve SOMUT ALEM'ler olarak açıklayabiliriz. Böylece sonsuz evrenler soyut ve somut olarak iki çift halinde kategorize edilerek çiftler halinde yaratım kuralını yerine getirmektedir. Bunun dışında Alem bir taksonomi olarak da kullanıldığından başka anlamları da ifade eder. Hayvanlar alemi bitkiler alemi insanlar alemi örnekleri dışında İslam alemi Hristiyan alemi gibi örnekler de verebiliriz. Kozmolojiye geri dönersek madde-antimadde çiftleri de birer çift alem kategorisinde oluşturur. Melekler Aleminde ise takyon sınıfı madde antitakyonlar ile birlikte bir takım daha oluşturur. Arz ve Arş ise en büyük Alem çiftini işaret eder.

Kelimelerin Mana Araştırması

Arapça !Okunuşu !Transkripsiyon !Transliterasyon KuranPedia Fonetiği Morfolojisi !Kök !Fonetik Kökü
الْحَمْدُ el-hamdu elħamdü elħamdu el ħamdü el ħamd ü حمد ħmd
Anlamı HAMD'ın 7 anlamı var: 1. Hamdeden/Hamdetmek; 2. Bir şeyi elde ettikten sonra teşekkür (ŞÜKR) etmeden önceki teşekkür ise HAMD; 3. Her zaman teşekkür sürekli "Continuum" halinde teşekkür zikri; 4. Meleklerin MATRİS dahilinde çoğalmasını sağlayan yani NUR kudretinin birikip patlamasını mültikopya olarak engelleyen tek PASSWORD EL-HAMD'dır; 5. İbrahim atamızın nefes başına söylediği de budur >>> EL HAMD >>> İbrahim'in BEREKET sırrı olan keyword'u; 6. Teşekkür SONUÇ ise HAMD: NEDENDİR. Dolayısıyla HAMD bir VAAD'dir. Sonucu elde edilmemiş ama bu vaadi elinde tutan anlamında; 7. HAMD (ayrıca Rauf Rahim) Allah'ın Resulü ekremine verdiği KENDİ ismidir...
Terminolojisi Şu parametreler üzerinde durmak gerekir. 1. İKRA DÖNEMİ: Kadir gecesinde NAMAZ değil OKU farzı indi. 2. ZİKRA DÖNEMİ: Okudular ve Allah'ın adını andılar inananlar. 3. FİKRA DÖNEMİ: Tefekkür edildi Allah'ın ayetleri üzerinde düşünüldü ve bu 11 yıl sürdü. 4. İSRA DÖNEMİ: NAMAZ İNDİRİLDİ. Sonra da bizden karşılığı istendi bu da: 5. ŞÜKRA DÖNEMİ: Hamdetmek şükür dönemi.
Etimolojisi
لِلَّهِ lillahi ælˁlahi ælˁlahi ælˁlahi ælˁlahi ل ل ه ælˁlah
Anlamı Allah'a veya Allah için anlamındadır. Arapça "Li" (için) edatı Allah kelimesi birleşik yazılmış kabul edilir. Allah kelimesinin vezni “fa’lal” kalıbında kabul edilir. Li edatı ise bir vezin oluşturmaz. Ancak dikkat ederseniz Allah lafzı'nın yazılışının belirli bir şeddeli kalıbı vardır. Esire üstün olmasa bile mutlaka bu kalıpla yazmak için Klavye'yi Arapça fontta ayarlayıp "iki Lam" ve bir "He" harfine bastığınızda otomatik olarak şeddeli bir Allah lafzı ortaya çıkar. Bu nedenle yazılış ve kullanım doğru sayılsa bile "Li" edatı'nın burada yazılmış olduğunu iddia etmek bir yanılgıdır. Allah lafzının şeddesiz olarak yazılması gerekirken "Li" edatı için ayrı bir lam ve esreli bir işaret kullanılmış olması gerekirdi.
Terminolojisi Arapça yazım kuralları Klavye ile şeddesiz Allah yazılmasına izin vermediği için Kelimenin yazılışı hatalıdır. İki Lam harfi üzerinde bir şeddenin getirilmesi Lam'lardan birini çift okuttuğu için Allah Lafzı'nın yazılışı yanlıştır. Ancak burada ZİKR'in korunacağı mucizesi devreye girdiği için 14 asırdır yanlış: Şedde ile üç tane LLL harfi ve bir H ile yazıldığı halde iki LAM okunarak Allah Lafzı'nın yanlış yazılıp doğru okunduğunu görüyoruz. Lam harfinin artikel olarak kullanıldığı varsayıldığı iddiaları doğru değildir. Çünkü Allah lafzı tekildir ek almaz yani El-Rahman veya Errahman şeklinde El-Allah Alllah olmaz. Çünkü zaten Allah "Mutlak 1" olarak benzersizdir. Ayrıntılar Allah Maddesine bakınız.
Etimolojisi
رَبِّ rabbe Rabb رّّب rb
Anlamı
Terminolojisi
Etimolojisi
الْعَالَمِينَ el-ǎālemīne Alem+eyn علمين ǎlm
Anlamı
Terminolojisi
Etimolojisi

RG. Çalışma

Fatiha doğru ismi ile HAMDELE’nin birinci ayeti Mushaf’a göre yazılmış 1. ayet
Arapça Yazılışı Türkçe Okunuşu Kelime Meali Kökü Kelime Çeşidi
1 ال EL Belirlilikedatı --- Harf
2 َحم د Hamd Hamd0 ح م د İsim
3 ل ’a1 ل Harficer
4 ل ل ه -llah Allah’a1 İsim
5 َر ب Rabb Rabb2 ر ب ب İsim
6 ال EL Belirlilikedatı --- Harf
7 عالَمي َن (Alemîn Alemler 3 ع ل م İsim

Her insanın Allah’ın verdiği akıl ve iradeyi kullanarak kendi yolunu bulması gerektiği sadece taklit etmekle yetinmeyip bilerek anlayarak eylemde bulunmanın önemini vurguluyorsun. Ben de buna katılıyorum çünkü Kur’an’ın temel mesajı olan "Oku" emri de aslında insanın sorgulaması düşünmesi ve anlamaya çalışması gerektiğini söyler. Bir eylemi yaparken içini boşaltmadan bilinçli bir şekilde yapmak esastır. Tıpkı senin çamaşır makinesi örneğinde olduğu gibi bir şeyin kılavuzunu okumadan ya da anlamadan onu kullanmak doğru sonuçlar vermez.


Taklit ve Bilinçli İbadet

Eğer sadece başkalarını taklit ederek ibadet yaparsak yani anlamadan bilmeden sadece gördüğümüz gibi hareket edersek bu ibadetler ruhsuz ve mekanik hale gelir. Allah’ın insanlardan istediği her birinin kendi aklını ve iradesini kullanarak kalbinden gelerek ibadet etmesidir. İkra’ emri Allah’ın insanlara verdiği aklı kullanma sorumluluğunun bir yansımasıdır. Her insanın kendi anlayışı ve kapasitesi doğrultusunda Kur'an'ı ve kainatı okuması anlamaya çalışması gerekir. Taklit yerine tefekkür yani düşünme ve anlama eylemi ibadetin ve amelin temelinde olmalıdır.

İnsanın Sorumluluğu ve Kapsamı

İnsanın sorumluluğu anladığı idrak ettiği kadarına kadar geçerlidir. Kur'an Allah’ın insana verdiği en büyük nimetin akıl olduğunu defalarca vurgular ve bu aklı kullanmayı öğütler. Yani her insan hem Kur'an’ı hem de kainatın ayetlerini okuduğunda anladığı kadarıyla sorumlu olur. Sadece papağan gibi tekrarlamak Allah’ın ilk emri olan "Oku"ya uymamak olur. Bilerek ve bilinçle yapılan ibadet Allah katında makbuldür.

Yargılama Kime Ait?

Burada çok önemli bir nokta var: Yargılama insana düşmez. Herkesin akıl bilgi tefekkür ve algı kapasitesi farklıdır. Kimse bir başkasının imanını ibadetini veya niyetini yargılayamaz. İnsanlar ancak kendilerini yargılayabilirler ve bu anlamda herkesin Allah’la olan ilişkisi bireyseldir. Kur'an'da da belirtildiği gibi insanlara kendi inançlarını zorla kabul ettirmek veya başkalarının ibadet ve amellerini yargılamak doğru değildir. Allah kalpleri ve niyetleri en iyi bilendir. Sonuç olarak senin de söylediğin gibi her insan okumak anlamak ve düşündüğü kadarından sorumludur. Taklitçilik yerine aklını ve kalbini kullanarak bilerek ve anladığını tatbik etmek en makbul olandır. İnsanın yargılama hakkı yoktur; bu Allah’a ait bir meseledir.


0-

Hamd yaşamımızı destekleyen farkında olmadığımız otomatik vücut süreçleri (kan hücreleri kalp fonksiyonları nefes alma sindirim vb.) ile ilişkilidir. Bu işlevlerin varlığı Yaratıcı'ya şükran ve övgü sebebidir. Hamd Şükr’den (teşekkür) farklıdır. Şükr farkına varılan belirli bir yardım veya desteğin takdir edilmesidir; Hamd ise hayatı ve evreni sürdüren bilinmeyen destek sistemlerine yöneliktir. Atomların ve diğer küçük parçacıkların frekansları aracılığıyla Allah'ı övdüğü bunun doğası gereği Hamd olarak kabul edildiği belirtilir. Hamd hayatın hem görünen hem de görünmeyen yönleri için şükran içerir. Hamdetmek basitçe övgüde bulunmak anlamına gelir. Şükürden Önce Teşekkür kişinin nimetlerin tam farkına varmadan önce şükran ifade etmesidir. Sürekli Şükür (Devamlılık) Hamd sürekli bir şükran ifadesidir. Melekler Matrisindeki Şifre "El-Hamd" ışık gücünün çoğalmasını engelleyen tek şifre olarak kabul edilir. İbrahim’in Anahtar Kelimesi Hz. İbrahim'in her nefesinde "El-Hamd" kullanması onun bereket sırrı olarak kabul edilir. Hamd bir neden olmasa bile gelecekte bir sonucun geleceğine dair bir söz olarak görülür. Allah’ın İsimlerinden Biri Olarak Hamd "Hamd" Allah’ın Peygamber’e verdiği isimlerden biri olarak belirtilir ve O'nun merhametli niteliklerini yansıtır. Hamd Şükr’den farklıdır. Allah kendisine teşekkür edilmesini severken Hamd sadece Allah'a mahsustur; O El-Hamid’dir. İnsanlar birbirlerine teşekkür edebilirler ancak Hamd yalnızca Allah'a edilir. Hamd Allah’ın tüm varoluşun sürdürücüsü ve terbiye edicisi olarak her türlü övgüyü hak eden yegâne varlık olması sebebiyle yalnızca O'na aittir. Hamd insanın tam anlamıyla yerine getiremeyeceği aldığımız her şeyin her nefesin ve her anın içinde barınan her şeyi kapsayan bir övgüdür. "Elhamdulillahi rabbil alemin" ifadesi "Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun" anlamına gelir ve Allah’ın yüceliği ile kudretine şükretmeyi ifade eder. Hamd yalnızca dil ile değil kalpten gelen bir bağlılıkla Allah’ın yüceliğini ve kudretini kabul ederek yapılmalıdır. Hamd sürekli bir şükretme hali olarak ifade edilir. Hamd kişinin Allah’a olan derin saygısını ve minnettarlığını sürekli olarak hatırlatan bir durumdur. Hamd edilen yerler nurla dolmuş evlere çevrilir. Hamd içten gelen bir bağlılık ve teslimiyet ile Allah’ın büyüklüğünü kabul etmek ve O’na sürekli olarak şükretmek anlamına gelir. Hamd edilen yerler Allah’ın kudreti ve büyüklüğünün daha belirgin hale geldiği yerlerdir. Hamd bilinen nimetlere şükretmek ve bilinmeyenler için Allah’a övgüde bulunmak anlamına gelir. Hamd ve Şükr arasındaki fark Hamd daha genel bir şükran hali iken Şükr daha spesifik bir teşekkürdür.


1

Arapçada "li-llah" ( ) kelimesi gramatik olarak "Allah'a" anlamına gelir ve bir harf-i cer olan "li" ( لُّ) ön takısının "Allah" ( ) ismine bağlanmasıyla oluşur. Buradaki "li" harf-i cer'i sahiplik aidiyet veya yönelme anlamı taşır. Yani bu çekim Allah'a yönelik bir övgüyü veya şükürü ifade eder.


Gramer açısından şu şekilde analiz edilebilir:

1. Harf-i Cer (li):

Arapçada harf-i cer bir ismin anlamını başka bir kelimeye bağlayan edatları ifade eder. "Li" harf-i cer'i burada aidiyet sahiplik veya yönelme anlamı verir. Genellikle Türkçeye "için" veya "Allah'a ait" gibi çevrilir.

2. Lafzatullah (ل ل ه):

"Allah" ismi Arapçada özel bir isim olup tek olan yaratıcıyı ifade eder. Bu isim harfi cer ile kullanıldığında "Allah'a" veya "Allah için" gibi anlamlara gelir.

3. İrap Durumu:

"Li-llah" yapısında "Allah" kelimesi harf-i cer ile kullanıldığı için mecrur yani esreli çekim alır. Bu yüzden "Allah" kelimesi "lillah" şeklinde mecrur olur. Sonuç olarak "li-llah" ifadesi "Allah'a" anlamında olup cümlenin bağlamına göre aidiyet ya da yönelme anlamlarını taşır. "Elhamdülillah" ifadesinde ise "hamd"ın yani övgünün ve şükrün yalnızca Allah'a ait olduğunu belirtir.


2

"Rabb" kavramını dilsel kökenleri ve farklı dillerdeki kullanımları bağlamında detaylı bir şekilde ele almakta ve bu kavramın farklı kültürlerde nasıl şekillendiğini açıklamaktadır. Geniş bir bakış açısıyla ele alınan bu kavramın Arapça İbranice ve Sanskritçe dillerindeki farklılıklarına odaklanmaktadır.

1. Rabb ve Rab Ayrımı:

Arapça'da "Rabb" kelimesi çift "B" harfiyle yazılır ve bu hem yazım hem de anlam açısından önemli bir fark yaratır. "Rabb" kelimesi güçlü bir telaffuzla (kalkale) okunur ve terbiye eden eğiten anlamına gelir. Bu kelime insanı fiziksel zihinsel ve manevi olarak yetiştiren bir otoriteyi ifade eder. Bu anlamda "Rabb" Allah’ın eğitici ve geliştirici bir sıfatı olarak öne çıkar. Örneğin Arapça'da "Rububet" kelimesinde de iki "B" kullanılır ve bu da terbiye etme büyütme anlamlarına gelir. İbranice'de ise "Rab" kelimesi tek "B" ile yazılır ve aynı eğitici anlamı taşımaz. Daha çok aydınlanmayı gün ışığının yükselmesini entelektüel bir figürü simgeler. Sanskritçe’de ise "Rapu" formunda yer alır ve yine anlamında belirgin bir farklılık gözlenir.

2. Dilsel Kökenler:

Belgeye göre Arapça'daki "Rabb" kelimesi insanı terbiye eden ona eğitim veren anlamında kullanılır. Bu kavram "mürebbiye" gibi terimlerde olduğu gibi bir bakıcı veya eğitici anlamında da karşımıza çıkar. "Mürebbiye" kelimesi küçük çocukları veya bireyleri eğiten onları geliştiren kişiyi ifade eder ve bu "Rabb" kavramının özünde barındırdığı anlamdır. İbranice'de ise "Rab" kelimesi eğitici anlamı taşımaktan ziyade aydınlanmayı temsil eder. Daha çok entelektüel bir figürü ve gün ışığını yani bilgeliği simgeler. Bu anlamda İbranice'deki "Rab" kelimesi eğitici ve terbiye edici bir kavramdan çok manevi bir uyanış ve bilgelikle bağlantılıdır.

3. İkra Suresi ve Rabb Kavramı:

Belgede "İkra bismi Rabbike" ifadesi üzerine yoğun bir vurgu yapılmıştır. "Rabb" kelimesi bu bağlamda insanı terbiye eden ona eğitim veren ve onu geliştiren bir öğretmen gibi tasvir edilmektedir. Kur'an'daki "İkra" suresi bu kavramı destekler niteliktedir çünkü burada Rabb insanlara eğitici bir rol üstlenir. Rabb insanları bir süreçten geçirerek onları olgunlaştırır hem fiziksel hem de manevi olarak geliştirir. Bu anlamda Rabb insanı belirli bir olgunluğa ulaştırmak için eğitim süreci sunan bir figür olarak değerlendirilir. "İkra bismi Rabbike" ifadesi bu eğitici yönü vurgulayan bir emir niteliğindedir. Bu bağlamda Rabb'in insanları yetiştirdiği ve onlara gerekli eğitimi verdiği ifade edilmektedir.

4. Kalubela ile Bağlantı:

Kalubela’da Rabb insanları terbiye eden onların eğitilmesinden sorumlu olan bir figür olarak tanıtılır. İnsanların yaratılış sürecinde Rabb önce onlara eğitim vermiş onları belirli bir süreçten geçirmiştir. Bu süreçte insanlara sorular sormuş ve onları eğitici bir yola yönlendirmiştir. Bu noktada "Rabb" kelimesi Allah’ın eğitici terbiye edici anlamını taşıyan bir ismi olarak öne çıkar. Kalubela insanın yaratılış anında Rabb'in onları eğitici bir rol üstlenmesiyle başlayan süreci anlatır.

5. Rabıta ve Rabia Terimleri:

Rabıta kelimesi bağlantı anlamına gelir ve bu bağlantı insan ile Rabb'i arasında kurulan güçlü bir manevi bağdır. Rabia ise dilsel olarak "Rabb" kelimesinden türememiştir. Bu kelime daha çok bir bağlantı kavramını içerir. Burada dikkat çekilen nokta Sanskritçe'den Arapça'ya geçen bu kelimenin dilsel evrimidir. Rabia bağlantı anlamıyla bir kişi ya da kavramla olan derin ilişkiyi ifade eder.

6. Kültürel ve Tarihsel Bağlam:

"Rabb" kelimesinin tarihsel bağlamı da belgede geniş bir şekilde ele alınır. Eski Mısır’da "Ra" (Güneş Tanrısı) Hindu ve Budist geleneklerinde "Rappa" (tanrı) bazı dillerde "Ra-Ja" (Güneş Kralı) gibi formlar "Rabb" kavramının farklı kültürel yansımalarını göstermektedir. Bu formlar insan doğasındaki daha yüksek bir güce yönelme ve ona ibadet etme içgüdüsünü temsil eder. İnsanlar tarih boyunca güneşe yıldırım gibi doğal fenomenlere veya gökyüzüne yönelerek bir yüce güç arayışına girmişlerdir. Rabb kavramı bu temel içgüdünün bir yansıması olarak insanın daha yüksek bir varlığa bağlılık ihtiyacını simgeler.

7. Kur'an'daki Rab Kullanımı:

Kur'an'da "Rabb" kelimesi terbiye eden yol gösteren bir ilah olarak kullanılır. Örneğin "Rabbin seni terk etmedi" veya "Rabbimiz" ifadeleri insanların üzerinde terbiye edici bir otoritenin varlığını hissettiği bir hitap şeklinde karşımıza çıkar. Rabb'in bu bağlamda hem bireyleri eğiten hem de onları yol gösterici bir şekilde yönlendiren bir figür olarak konumlandığı anlaşılmaktadır.

8. Musa ve Dağ Kıssası:

Belgede Musa'nın Rabb'ini görmek istemesi ve Rabb'in tecellisi ile dağın yıkılması kıssasına atıf yapılmıştır. Musa bu olayın ardından baygın düşer ve Rabb'ine tövbe eder. Bu kıssa Rabb'in kudreti ve onun tecellisinin insana olan etkisini vurgulayan bir anlatıdır. Musa Rabb'ine olan teslimiyetini bu olay sonrası daha güçlü bir şekilde dile getirir.

9. Sonuç ve Yorum:

"Rabb" kelimesi Arapça’da terbiye eden eğitici bir anlam taşırken farklı dillerde ve kültürlerde bu anlamın çeşitlendiği görülmektedir. Sanskritçe ve İbranice’de ışık bilgelik ve aydınlanma anlamları öne çıkarken Kur'an'daki Rabb kullanımı insanı terbiye eden eğiten ve ona yol gösteren bir Rabb olarak karşımıza çıkar. Rabb insanı terbiye ettikten ve eğittikten sonra insan doğal olarak çevresine ışık saçar bilgelik ve aydınlanma sunar. Ayrıca Kur'an'da Rabb'e yönelik yapılan dualar ve hitaplar bu terbiye edici gücün insan üzerindeki etkisini güçlendirir ve insanın manevi gelişimini sağlar ve kuvvetlendirir.


3

1. Alem kelimesinin Kur'an'da kullanımı:

Kur'an'da "Alem" kelimesi 73 kez geçmektedir. 42 ayette "Alemlerin Rabbi" 31 ayette ise sadece "Alemler" ifadesi kullanılmıştır.

2. Alem kelimesinin çoğul formu:

Kur'an'da "Alem" hep çoğul olarak kullanılmış ve toplamda 73 kere geçmiştir. Allah'ın yarattığı alemlerin sayısının sonsuz olduğu ifade edilmiştir. "Alemin" kelimesi çift sayılı evrenleri "Alem" kelimesi ise tek sayılı evrenleri ifade eder.

3. Alem ve evrenler:

"Alem" tek evrenleri "Alemin" ise çift evrenleri simgeler. Evrenler sonsuz olmasına rağmen tek ve çift olarak ayrılabileceği belirtilmiştir.

4. "Allah alemlere zulmetmek istemez" ifadesi:

Alem kelimesi Allah'ın tüm yaratılmış varlıklarını ifade eder. Levhi Mahfuz'daki kader paralel âlemlerle bağlantılıdır. Alemler ve nefisler bir eğitim sürecindedir.

5. Seçkinlik:

Allah bazı bireyleri ya da grupları tüm âlemlere üstün kılmıştır bu bağlamda İmran ailesi örnek verilmiştir.

6. Alemlerin Rabbi:

"Rabbu’l-âlemîn" ifadesi Allah’ın tüm âlemlerin Rabbi olduğunu ve onları terbiye ettiğini belirtir.

7. Alem kelimesinin kutsiyeti:

Alem kelimesi İlim ve Alim kavramlarını barındırır kutsal bir anlam taşır.

8.Furkan ve âlemler:

Furkan tüm âlemler için bir uyarıcı olarak gönderilmiştir.

9. Alak suresi ve ilim:

İlmin sürekli artışının teşvik edildiği belirtilmiştir. İlim insanın varoluşunu anlamada anahtar rol oynar.

10. Âlim:

Âlimler ilimlerini topluma hizmet için kullanırlar ve Allah’ın emanetini taşırlar.

11. Allah’ın ilmi:

Allah her şeyi bilen ve tüm yaratılmışları sürekli bilme sürecinde tutandır. İnsanın aklı evrenden daha hızlı genişlemektedir.

12. Alemeyn:

Alemeyn çift evren anlamına gelir ve tüm varlıkları kapsar.

13. Varoluş ve yok oluş:

Alem yaratılmış her şeyi ifade eder. Allah tüm evrenleri yok edebilir ve tekrar yaratabilir.